TANGO MÜZİĞİ DÖNEMLERİ

Sevgili Tango severler, sizlerin eline ulaşan bilgilerle bazı noktalarda farklılıklar alabilir. Tango müziği tarihinin sınırları belirsiz, kısmen iç içe olduğundan bunu normal karşılayıp, her bir bilgi kıymetlidir noktasından bakmayı seçiyorum sevgili tango severler. Neticede yaptığımız daha önceki çalışmaların kendimizce yeni bir derlenmesi, yorumun yorumlarla paylaşımı şeklinde. Sevgi ve tangoyla kalın.

İlk Tangolar – 1895 Öncesi; Belgelenmesi zor görünen, karmaşık bir dönem ile başlıyor tango müziği. Göçmenlerin yaptıkları müzikler var, Payada, Candombe, Afrika Müzikleri, Polka, Valsler, Flamenco, Tarantella çalınıyor. Sokakta çalınabilir, taşınabilir enstrümanlar çok etkin, orkestra düzeni yok. Gitar, keman, klarnet, flüt, akordeon kullanılıyor. 1870’lerden 1895’e kadarki döneme Tango hakkında rivayetler dönemi desek belki daha doğru olur.

Guardia Vieja (Eski Muhafızlar) – 1895 – 1917; Tangonun daha belgelenebildiği, notalarının, bestelerin sahiplerinin daha belirgin olduğu dönem. İlk ünlü, hatta uluslararası Tango parçaları bu dönemde ortaya çıkıyor. Don Juan, El Choclo, El Enterriano, La Morocha gibi. Milonga’dan Tango’ya geçiş başlayıp, Tangonun özgün formu kendini göstermeye başlıyor. Hatta La Cumparsita da bu dönemin sonlarında 1917’de besteleniyor, Roberto Firpo düzenlemesini yapıyor. Ancak dönemin diğer milongaları gibi o da “Tango Milonga” diye 2/4’lük olarak yazılıyor, çalınıyor ve yorumlanıyor. Tango 2 zamanlı bu dönemde. Firpo, Canaro ile beraber bu dönemde geleneksel, basit sınırları olan tangoyu popüler hale getirmek için çok sayıda kayıt yapıyorlar.

Guardia Nueva (Yeni Muhafızlar) – 1917/1925 – 1952/1955; 1917’de Carlos Gardel “Mi Noche Triste” ile ilk sözlü tango kaydını yapıyor ve 1935’te ölümüne kadar Tangonun popüler olmasını, kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Gardel’in Tango Devriminde sadece bir vokal ve bir gitar var.

1925’te ise konservatuar mezunu olan Julio de Caro ilk defa okullu Tango orkestrasını kurarak armoni kuralları ile orkestral düzenlemeler yapıyor. Tango’yu 2 değil 4 zamanlı olarak notalıyor ve yorumlamaya başlıyor. Orkestrasında önce Luis Petrucelli ardından da Pedro Maffia ve Pedro Laurenz ile bandoneonun gücünü arttırıyor. Bandoneon tangoya 1910’da katılmasına rağmen çalınma güçlüğünden dolayı yaygınlaşması zaman alıyor.

1926 da çok önemli, çünkü ilk defa daha kaliteli kayıtlar yapılabilmeye başlanıyor. Biz bu tarihten sonraki kayıtları Milongalarımızda çalabiliyoruz. Julio De Caro’nun “Derecho Viejo” kaydı muhtemelen 1926’dan kalan ilk eski ama kaliteli, dinlemesi rahat kayıt.

Başlangıcın 1917-1925 gibi birleşik verilmesinin sebebi bu iki önemli adım. Ayrıca bu iki dönem arasında kurulan çok sayıda tipik orkestra da Tangoyu daha dans edilebilir hale getirdi, uluslararası bilinirliğini artırdı, tangoyu salonlara taşıdı, salon adabı ve ritüelleri gelişmeye başladı. Tango Avrupa’ya ulaştı, orada da orkestralar kurulmaya ve dans edilmeye başlandı. Şarkı sözleri daha önemli ve daha salona uygun hale gelmeye başladı. Lunfardo (Argo) sözlerden romantik, melankolik sözlere geçiş başladı.

Guardia Nueva, Golden Age’i de içine alır. Pre-Golden Age diye de isimlendirebiliriz sanki.

1935’ten itibaren Juan D’Arienzo’nun ritmi güçlendirip 4 zamanlı müziğin hakkını vermesi ve tempoyu hızlandırması ile birlikte dans da çok hareketli hale geldi ve yaygınlaştı. D’Arienzo iyi bir kemancı ve kemanda stacato ile ritme destek veriyor. bir taraftan da ritmin arkasında kalacak biçimde kemanla yumuşak melodiler katarak müzikal kontrası, dolayısı ile müzikal dinamizmi artırıyor.

1940’da Carlos Di Sarli’nin melodik kayıtları popüler hale gelmeye başladı, ritmi oldukça dengeli ve net olmakla birlikte D’Arienzo gibi sert değildi. Melodinin ritmin önüne geçmesi ile birlikte “Müzikal Cümleler” önem kazandı. Di Sarli piyanist. Melodileri, cümleleri piyano ile yumuşak biçimde birbirine bağlıyor. Di Sarli global krizden kaynaklanan ekonomik nedenlerle stüdyo kayıtlarına 8 yıl kadar ara vermiş ve 1939’da stüdyoya geri dönebilmişti. Tespitlerimiz şudur kiDi Sarli, D’Arienzo’nun döneme olan etkisi ile ritmi çok kuvvetli parçalarda yapmıştır. Daha sonra aşama aşama daha lirik ve melodik kayıtlar yapmaya başladığını ifade edebiliriz diye düşünüyorum.
1941’den itibaren Anibal Troilo’nun kayıtlarında armonik yapının, ses renginin gücünü, enstrümanlar ve melodik yorumlama içindeki dinamizmi daha iyi hissetmeye başlıyoruz. Ancak müzisyenler tarafından çok güçlü bulunan bu özellikler dansçılar tarafından karmaşık karşılanabiliyor. Troilo bir bandoneonist, çocukluğundan beri çalıyor. Bandoneon orkestradaki en zor ve en renkli enstrümanı. Pedro Maffia ve Pedro Laurenz’den sonra ilk defa Troilo bandoneonu bu kadar etkin kullanıyor ve orkestrada çok daha öne çıkarıyor. Hatta 1938-1944 yılları arasında Astor Piazzolla’nın da Troilo Orkestrasında bulunması ile birlikte bu renk, armoni ve yenilik arayışı canlı kalıyor. Troilo da kendi orkestrası ile bazı yorumlarında ve Di Sarli’nin döneme olan etkisi ile melodik unsurları kuvvetli parçalar üretmiştir diyebiliriz.

Kısacası kimi orkestra şefleri bazı dönemlere damgalarını vuruyorlar ve diğerlerinin çalma tarzlarını da etkiliyorlar. Biz her ne kadar “Gelenekçi, Melodik ve Yenilikçi” diye gruplasak da dönem dönem birbirlerinin tesiri altında diğer ekollerle de tanımlanabilecek yorumlar yapıyorlar. Çizgiler o kadar kesin olmuyor.

1952’de Osvaldo Pugliese’nin La Yumba’sı ile yeni bir ritim ve ses anlayışı daha Tango’ya katılıyor. Aslında De Caro’nun başlattığı 4 zamanlı Tango’nun 1. ve 3. vuruşlardaki vurguya benzer ama ek olarak sürükleme ve bırakma ile elde edilen bir ses özelliği var La Yumba’nın. Eva Peron 1952’de ölünce Juan Peron’un Tango’ya ilgisi ve desteği azalıyor.

1955’te Peron devrilince Peronist tangocular sürgüne gönderilip yerine Rock&Roll müzik devlet tarafından destekleniyor. Tangoya destek azalıyor, hatta yasaklar getiriliyor. Peron neyi desteklediyse askeri junta tam tersini yapıyor.

Golden Age – 1935 – 1952; D’Arienzo’nun “Ritim” devriminden, Pugliese’nin “La Yumba”sına kadarki dönem. En çok çalınan dönem budur milongalarda. 1925 – 1955 arası Guardia Nueva’nın içinde kalıyor. 52-55 arası gri bir 3 senemiz var, ama ben 52’yi referans kabul ettim.

Geçiş Dönemi – 1952/1955 – 1983; Bu döneme de değişik isimler verilebilir, hatta daha çok aralıklara bölünebilir “Geçiş Dönemi”. Ben başlangıç tarihi olarak 1952’deki La Yumba’yı ve yine bu civarlarda Astor Piazzolla’nın dans için değil, konser salonları ve evlerde dinlenmek üzere yapmaya başladığı enstrümantal Tangoyu “Tango Nuevo”yu referans almayı tercih ediyorum. Ritmin yavaş yavaş gerilerde bırakılıp armonik açıdan oldukça zengin, yeni müzikal ve melodik denemelerin cesurca yapıldığı Tango’dan bahsediyoruz artık. “Tango Nuevo” ile Caz ve klasik müzik teorileri ve pratikleri Tangonun içine çok daha etkili bir şekilde giriyor. Milongalar ve dans yasaklandıkça da bu tür öne çıkıyor ve kayıt teknolojilerinin ve medyanın gelişmesi ile dünyayı sarmaya başlıyor.

Bu dönemde Golden Age’den tanıdığımız birçok orkestra da tarzlarını değiştirip yeni denemeler yapmaya başlıyorlar. Dans için değil, dinlenmek için müzik yapıyorlar. Dans salonlarına yasaklar ve kısıtlamalar getirildiği için Tango Müziği artık “Dans Dışı” amaçlarla da yapılmaya başlanıyor. Ama dansçılar bu müziklerle de dans ediyor ve Tipik Tango de Salon veya Milonguero stil yerine “Nuevo” ve “Fantasia” performanslar yapıyorlar. Hatta Milongalarda da çalındığı oluyor, zorlayıcı olsa da talep eden dansçılar ve topluluklar oluyor.

Şüpheye ve tartışmaya yer kalmayacak biçimde Di Sarli’nin “Melodikçi” ve Troilo’nun “Yenilikçi” olarak tanımlanmasını sağlayacak kayıtları ise tam da bu “Geçiş Dönemi” içinde. 1983’te askeri junta gidiyor ve tango rahat bir nefes alıyor Arjantin’de. Orkestralar canlanıyor.

1983 ve Sonrası Tango, “Modern Tango”; Bu dönemin içinde de kategoriler var, ama yıllara ayırmaktan ziyade birbiri ile paralel giden akımlar veya alt türler gibi bakmak lazım. “Modern”i de Piazzolla ve “Tango Nuevo” ile birlikte açmak ve daha erkenden başlatmakta bir yaklaşım olabilir aslında. Bu  benim kişisel yaklaşımım olmakla beraber kendimce oluşturduğum ders notlarında diyebiliriz. Aşağıda göreceğiniz gibi 1983 sonrası “Modern” başlığının altına birbirinden çok uzak tangoları almış ve sonra da ayırmış durumdayız.

  • 80’lerden itibaren Piazzolla’nın takipçisi olan Caz ve Klasik müzisyenlerinin sayısı artıyor. Danstan uzak müzikal yorumlar gelişiyor.
  • Golden Age Orkestralarını taklit eden çok sayıda yeni orkestra ortaya çıkıyor.
  • Orkestrası ve dansçısı olan kumpanyalar ortaya çıkıyor. Sahne şovları yapmaya ve turneler yapmaya başlıyorlar.
  • Neo Tango ben buna Tango Fusion da diyorum gelişiyor. Elektronik ritim ve enstrümanlarla, yeni sesler katarak düzenli ritmik tango yapıyorlar.

Kaynakca: Aren Leon, Caminitoart

 

ilker Kutlu Aktas

Mimar | Tango Eğitmeni ve Koçu | Uzman Dalgıç | Moderator | Turizmci | Etkinlik Uzmanı

Recent Posts

TANGO EĞİTMENLİK SERTİFİKASI PROGRAMI

M.E.B. Onaylı Arjantin Tango Sertifika Programı 2025 İstanbul Tango Project Mecidiyeköy Programa Kimler Katılabilir; Dansını geliştirerek, doğru temellere oturtmak ve…

2 hafta ago

TANGO RÖPORTAJ

Öncelikle bu röportajı yaptığınız için size teşekkür ederim. Şunu söyleyebilirim: Dansla ilgilenen herkes bir gün mutlaka tango yapacaktır. Ben tangosuz…

2 hafta ago

İSTANBUL TANGO PROJECT Mecidiyeköy Dans ve Sanat Okulu hakkında

İstanbul Tango Project Mecidyeköy’ ün kurulduğu günden bu yana Tangoyu gönülden seven bu uğurda en iyisini yapmayı kendine hedef seçen…

6 ay ago

TANGO STİLLERİ, TANGO SALON NEDİR?

TANGO STİLLERİ, TANGO SALON NEDİR? Başlıklar üzerinde kısa notlarla fikir edinmek istersek, Tango Salon sitili hakkındaki özet şu şekilde de…

8 ay ago

TANGO FARKINDALIK ATÖLYESİ

TANGO ile FARKINDALIK ATÖLYESİ.  Kendine Dansın Üzerinden Bakmak Neleri Keşfettirir? Tango seni neden mutlu ediyor? İki kişilik Meditasyon olarak kabul…

10 ay ago

TANGO TERİMLERİ NELERDİR?

Tango' nun kendine has terimleri vardır. Tango' ya yeni başlarken bu kelimelerin tamamını akılda tutmak zor olabiliyor. Yıllardır tango yapıyor…

11 ay ago